Merhabalar grup sex hikâye tutkunları.
Geçen temmuz ayının sıcak mı sıcak, kavurucu günlerinden biriydi. Bir yandan caddeden karşıya geçmeye çalışırken bir yandan da kum yüzünden yanan gözlerimi ovuşturuyordum. Sonra birdenbire sanki kafama balyozla şiddetle vurmuşlar gibi bir algılamanın ardından her şey bir anda etrafımda döndü ve adeta kuştüyü bir yatağın üzerine düşüyormuşum gibi garip bir hisle kaldırıma düştüm. Yanağım sert kaldırıma yapışmış şekilde bir ara gözlerimi araladığımda beyaz bir kadın ayakkabısının burnumun dibine kadar girdiğini fark ettim. Size enteresan gelecek ama o vaziyetteyken yanıma gelen kadının parfüm kokusunu algılıyor, hatta parfümünün markası hakkında kafamda düşünceler bile oluşuyordu. Sonra etrafımda koşuşmalar ve sesli konuşmalar duydum. En son hissettiğim şey ise bir arabanın içinin boğucu sıcaklığıydı.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum, gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey tepemde yuvarlak beyaz bir avizenin üzerinde çiftleşen iki tane kara sinekti. Sırt üstü yattığım yerden kafamı kaldırıp etrafa göz attığımda ise bir hastane odasında olduğumu fark ettim. Kafamdan çeşitli düşünceler geçiyor, buraya nasıl geldiğimi hatırlamaya çalışıyordum ki…
Geçtiğimiz ağustos ayında sıcak bir öğle üzeriydi, karşıdan esen sıcak meltem saçlarımı savuruyor, az ilerimdeki inşaatın önündeki kum tepeciğinden aldığı kum tanelerini gözümün içine serpiştiriyordu. Ben de bir yandan caddeden karşıya geçmeye çalışırken bir yandan da kum yüzünden yanan gözlerimi ovuşturuyordum. Sonra birdenbire sanki kafama balyozla şiddetle vurmuşlar gibi bir algılamanın ardından her şey bir anda etrafımda döndü ve adeta kuştüyü bir yatağın üzerine düşüyormuşum gibi garip bir hisle kaldırıma düştüm. Yanağım sert kaldırıma yapışmış şekilde bir ara gözlerimi araladığımda beyaz bir kadın ayakkabısının burnumun dibine kadar girdiğini fark ettim. Size enteresan gelecek ama o vaziyetteyken yanıma gelen kadının parfüm kokusunu algılıyor, hatta parfümünün markası hakkında kafamda düşünceler bile oluşuyordu. Sonra etrafımda koşuşmalar ve sesli konuşmalar duydum. En son hissettiğim şey ise bir arabanın içinin boğucu sıcaklığıydı.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum, gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey tepemde yuvarlak beyaz bir avizenin üzerinde çiftleşen iki tane kara sinekti. Sırt üstü yattığım yerden kafamı kaldırıp etrafa göz attığımda ise bir hastane odasında olduğumu fark ettim. Kafamdan çeşitli düşünceler geçiyor, buraya nasıl geldiğimi hatırlamaya çalışıyordum ki… odanın kapısı sessizce açıldı. İçeriye bir afet-i devran girdi ki, benim babayiğit hasta halimi umursamadan yerini yadırgayıp şöyle bir kafasını kaldırdı. Kadın, 30-35 yaşlarında sarı saçlı, yeşil gözlü, memeleri üzerindeki daracık bodysini delip geçecekmiş gibi duran balık etli mükemmel bir varlıktı.
Bana “Geçmiş olsun Ferdi Bey, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” derken bir yandan acıklı acıklı gözlerimin içine bakıyor, bir yandan üzerimdeki nevresimi düzeltmeye çalışıyordu. Belli ki cebimdeki kimliğimi buldular diye düşündüm. Fakat bu güzel kadının hemşire olmadığı kılığından, kıyafetinden, her şeyinden belliydi. Ben yine de ihtiyatlı davranarak “Doktor musunuz acaba?” diye sorunca, yüzünde şeker çalan orta düzey adamların takındığı masum bir ifadeyle “Hayır” diye cevap verdi ve açıklama yapmaya devam etti. Bir yere acil yetişmesi gerektiği için arabasıyla biraz hızlı gittiğini, aniden karşısına ben çıkınca fren yaptığını ama bana vurmaktan kurtulamadığını, hastane masraflarını peşin ödediğini, hiçbir yerimde kırık çıkık olmadığını, ertesi gün taburcu olabileceğimi uzun uzun anlattı. Demek ki kaldırımda yatarken beyaz ayakkabısını gördüğüm bu kadındı.
İlerleyen saatlerde ise sohbetimiz büsbütün koyulaştı. Adının Aysun olduğunu, bir ithalat firmasının ortağı olduğunu, 12 yıllık evlilikten sonra eşinden geçen yıl boşandığını, hiç adamı olmadığını ama sorunun kocasından kaynaklandığını, eski vekillerden olan babasının miras bıraktığı büyük bir evde kendisi gibi yeni boşanan adamlık arkadaşı bir bayanla birlikte yaşadığını söyledi.
O anda aklıma bana arabasıyla vuran bu güzel kadına bir oyun oynamak geldi. Otuz yıldır İstanbul’da yaşamama rağmen ona aslen İzmirli olduğumu, İstanbul’a iş için geldiğimi, İstanbul’da hiç akrabam olmadığını, bana arabasıyla vurduğu gün İzmir’e gitmek için hazırlandığımı ama bu talihsiz kazanın gerçekleştiğini söyledim. Bana bu vaziyette İzmir’e gidip gidemeyeceğimi sorduğunda “İmkânsız, gidemem… Ayakta duracak halim yok, birkaç gün bir otelde dinlenirim herhalde” diye cevap verince beklediğim tepkiyi verdi ve “İstersen benim evde birkaç gün kalabilirsin, ev çok büyük, bir sürü odası var” dedi. Tabii ki bu teklife biraz nazdan tuzdan sonra razı olmak bana yakışmazdı.
Ertesi gün Aysun hastanedeki odama beni evine götürmek için geldiğinde yanında birlikte yaşadığı arkadaşını da getirmişti. Aman tanrım, o ne güzellikti… Aysun kadar iri memeleri olmasa da mükemmel güzelliğe sahip bir poposu vardı. Angelina Jolie’ye benzeyen yüzüne kısa siyah saçları o kadar yakışmıştı ki gözlerimi alamıyordum. Yarım saat sonra iki güzel kadın birer koluma girip beni hastane koridorundan geçirirken insanların kıskanç bakışları adeta beni delik deşik ediyordu.
Aysun’un kullandığı lüks arabayla yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuktan sonra büyük demir kapı ve güzel bir bahçenin çevrelediği eski konak biçimli triplex bir yapının önüne geldik. İki fıstık hemen odamı hazırlayıp yatağımı yaptılar ve dikkatle beni yatağıma yatırdılar. Telefonum kazada kırıldığından gerektiğinde onları çağırabileyim diye Aysun kendi cep telefonunu başucuma koydu. O andan itibaren tek düşündüğüm şey bu yavruları nasıl sikebileceğimdi… Hastalığımı falan unutmuş, bütün benliğimi dayanılmaz bir seks arzusu kaplamıştı.
Eve geldiğim gün vukuatsız geçti, üzerime o kadar düşüyorlardı ki akşam yemeğimi bile yatağıma kadar getirmişlerdi. Ertesi sabah ikisi de işlerine gidip evde yalnız kaldığımda akşama kadar bu yavruları nasıl edip de sikebileceğimi düşünüp kafa patlattım ama sonunda dahiyane bir plan yapmaya muvaffak oldum. Onlar gelmeden hemen üzerimi giyinip bir CD dükkânından Takashi Miike’nin Cevapsız Arama isimli gerilim filmini satın aldım ve ardından Aysun’un telefonuna kendi kartımı takıp yakın bir arkadaşımı aradım. Ona Aysun ve Nihal’in cep telefon numaralarını vererek akşam saat 10’dan sonra her 45 dakikada bir bu numaraları aramasını, kaba değil ama ürkütücü kelimeler kullanarak telefona çıkanları korkutmasını tembihledim. Geriye yavruların eve gelmelerini beklemek kalıyordu.
Aysun ve Nihal akşam 8 gibi geldiler. Hemen yanıma gelip halimi hatırımı sorduktan sonra duş alıp yemek hazırlayacaklarını söylediler. Beni de salonda bir kanepeye alarak “Televizyon seyredersin” dediler. Nihal’e “Sizde VCD player var mı?” diye sorduğumda “Evet” cevabını alınca derin bir oh çektim. Onların duş almaları, yemek hazırlamaları ve yemek yememizin ardından saat 9.30 olmuştu bile. Elimi çabuk tutmalıyım diye düşündüm ve hanımlara “Bugün çok canım sıkıldığını, biraz evin bahçesine çıktığımı, seyyar bir VCD satıcısı gördüğümü ve seyretmek için bir film satın aldığımı ama sonra birlikte seyrederiz diye vazgeçip akşamı beklediğimi” söyledim. Bunun üzerine Aysun elimdeki filmi alıp VCD player’a taktı. Arkadaşım her an telefonlardan birini arayabileceği için filmin başındaki reklamları seyredecek vakit yoktu, hemen kalkıp CD’yi ileri sardım ve film başladı.
Daha önce filmi seyrettiğim için filme değil hanımların filme verdiği tepkilere dikkat ediyordum. İkisi de tam filmin etkisine girmişlerdi ki Nihal’in telefonu çaldı. Telefonda neler konuşulduğunu bilmiyordum ama Nihal’in yüzü şekilden şekle giriyordu. Ben neler olduğunu, neden endişelendiğini sorunca “Sapığın biridir, önemli değil” diye cevap verdi ve tekrar filme geri döndük. Yarım saat sonra bu kez de Aysun’un telefonu çaldı. Aynı endişe ve korkuyu Aysun’un yüzünde de görünce planımın iyi işlediğini anlamıştım.
Aysun ve Nihal’e telefonlarını kapatmalarını söylediğimde bütün eş, dost, akraba ve iş bağlantılarının bu telefonların ucunda olduğunu, kapatamayacaklarını söylediklerinde ben de yangına körükle gidip “Haklısınız, her şey olabilir, dünyayla bağlantıyı kesmemek gerek” deyiverdim. Film bittiğinde saat 12 civarıydı ama seksi dulların yüzlerindeki endişeyi de görebiliyordum. Sabah yine işe gitmeleri gerektiği için fazla sohbet edemeden ikisi de yatmak istediklerini söyleyip odalarına gittiler. Tabii bu arada telefonlara gelen çağrılar devam ediyordu.
Ardından ben de odama çekilip üzerimde ne var ne yok çıkartarak çırılçıplak yatağıma yatıp olacakları beklemeye başladım. Aradan 45 dakika geçmişti ki Aysun ve Nihal birlikte odamın kapısını çaldılar. Telefonların devam ettiğini, ikisinin de ayrı odaları olduğunu, önce birlikte yatmaya karar verdiklerini ama yine de korktuklarını, bu yüzden odama geldiklerini söylediklerinde neredeyse sevinçten uçacaktım. Onlara bu gece aynı odada kalabileceğimizi, ben varken hiçbir şeyden korkmamalarını iyice empoze ederken odada başka yatacak yer olmadığı için ikisini de yatağa davet edip “Bu gece yanımda emniyetle yatabilecekleriniz, hiç korkmayın” dedim.
İki kadın benim çıplak olduğumu fark etmeden geldiler, iki yanıma yattılar. Biraz sohbetten sonra ikisi de bana arkasını dönüp uyumaya koyuldu ama kıpırdanmalarından uyumakta zorlandıklarını anlayabiliyordum. Bana ilk yüzünü dönen Aysun oldu. Ben de ona yüzümü döndüğümde nefeslerimiz birbirine karışacak kadar yakınlaşmış, loş ışıkta birbirimizin gözlerine bakıyorduk. Bir süre bu şekilde bakıştıktan sonra ben çarşafın altından yavaşça Aysun’un elini tutup sanki teselli eder gibi önce göğsüme koydum, oradan yavaş yavaş aşağıya sikime doğru götürdüm. Taş gibi olmuş dimdik sikime eli değince biraz tedirgin olup geri çekmek istedi ama elini bileğinden sıkıca tuttuğum için kurtulamadı ve daha fazla direnmeyi bırakınca minicik, yumuşak elini taşaklarıma kadar indirdim. O da daha fazla dayanamamış olacak ki kendini koyverdi ve hırsla taşaklarımı avuçlamaya, sikimi sıvazlamaya başladı. Taş gibi kocaman olmuş yarağımın ucundan sızan zevk sıvılarının Aysun’un eline bulaştığını hissedebiliyordum.
Sikimin okşanması beni deliye çevirmişti, hemen Aysun’un güzel dudaklarına yumulup derin Fransız öpücükleri kondurmaya başladım. Çılgınlar gibi öpüşürken bir yandan da iri memelerini avuçluyor, uçlarını parmaklarımla sıkıyordum. Diğer tarafta Nihal hiçbir şey olmamış gibi bize arkasını dönmüş yatıyordu ama onun da uyanık olduğundan emindim. Aysun’un dudaklarından yavaş yavaş boynuna, oradan iri memelerine inip yalamaya başladım. Memelerinin misket gibi olmuş tatlı uçlarını akide şekeri gibi ağzımda eritiyor, onu zevkten inletiyor, kıvrandırıyordum. Yavaşça daha aşağılara, göbeğine ve oradan da tatlı amına indim. Aysun’un bal kutusu zevk sıvılarıyla sırılsıklam olmuş, alev alev yanıyordu. Kalçalarına kadar indirdiğim mis kokulu külotunu bana daha fazla engel olmaması için bir hamlede hoyratça çekip en ince yerinden kopardım. Artık Aysun’un kadın kokan tatlı amcığı ve çiçek gibi göt deliği dilime amadeydi.
Dilimi bir amına bir götüne sokuyor, ağzıma burnuma Aysun’un zevk sıvıları bulaşıyordu, ben de onları zevkle yutuyordum. Ben Aysun’un amını götünü dillerken yanı başımda arkası bize dönük yatan Nihal’in sol kolunun ritmik hareketler yaptığını fark ettim. Çarşafın altında ne yaptığını göremiyordum ama tahminim doğruysa harika olacaktı. Aysun’un zevkten vıcık vıcık olmuş amını yalarken sanki yanlışlıkla olmuş gibi elimi Nihal’in ön tarafına doğru kaydırdığımda elinin eşofmanının içinde olduğunu, onun da gizlice amını parmakladığını fark ettim.
Dilimi Aysun’un amından çekerek Nihal’i nazikçe sırt üstü çevirip bir hamlede eşofmanıyla birlikte külotunu aşağı indirdim ve onun da zevkten sırılsıklam olmuş amını yalamaya başladım. Bir yandan parmağımla Aysun’un göt deliğine masaj yapıyor, bir yandan da Nihal’in buram buram seks kokan tatlı amını dilimle mest ediyordum. İki azgın dulun uzun zamandır yarağa hasret kaldıkları her hallerinden belliydi. İkisi de zevkten deliye dönmüş, tatlı tatlı inliyor, kalın ve damarlı yarağımı amlarına bir an önce sokmam için telepatik olarak yalvarıyorlardı.
Sikimin tadına ilk Aysun’a baktırmaya karar vererek Nihal’i bırakıp Aysun’un bacak arasına geçtim. Kazık gibi olmuş kocaman sikimi amının dudakları arasında biraz gezdirdikten sonra sırılsıklam amcığına birden kökledim. Aysun derin bir oh çekip başını geriye atmasıyla beni belimden sıkıca yakalaması bir oldu. Yarağımı her kökleyişimde “Nihayet… nihayet” diye çığlıklar atıyor, ateş gibi amcığıyla koca sikimi boşluk bırakmadan sıkıca sarıyordu. Bu arada Nihal dizlerinin üzerinde doğrulmuş, ben Aysun’u sikerken o da boynumu, kulağımı yalıyor, tatlı nefesiyle beni deliye çeviriyordu.
Az sonra Aysun sikimin altında sarsıla sarsıla boşalırken “Erkeğimmm… canım kocacığımmm…” diye yüksek sesle çığlıklar atıyor, sanki sikimi amının içinde kırıp oradan hiç çıkarmak istemiyormuşçasına sert hareketler yapıyordu. Nihayet orgazm olup sakinleştiğini fark edince zevk sıvılarına bulanmış sikimi Aysun’un amından çekip Nihal’i saçlarından tutarak yarağıma doğru yaklaştırdım. Nihal yarağımı yüksek devirli bir elektrik süpürgesi gibi emiyor, sikimi ağzına her sokuşunda sanki içimden bir şeyler kopuyormuş hissi veriyordu.
Azgın dul Nihal’i yaraktan daha fazla mahrum etmeye hakkım olmadığını düşünüp arkasını çevirip domalttım. Amının zevkten kabarmış dudakları arkasından taşak gibi çıkmış, içine girmesi için adeta sikime yalvarıyordu. Karşımdaki arzulu ve sikilmeye hazır amıcığı daha fazla bekletmedim. Zevkten kazık gibi dikelip, kafası kadın yumruğu gibi kocaman olmuş yarağımı Nihal’in uzun zamandır yarak girmeyen amına dayayıp taşaklarıma kadar kökledim. Nihal zevkten adeta kudurmuş, ben amına kökledikçe kafasını sağa sola sallıyor, bir eliyle de aşağıdan taşaklarımı avuçlamış canımı acıtıyordu.
Az sonra Nihal de kalın yarağımın verdiği sonsuz hazza boyun eğip çığlıklar atarak boşalıp rahatladı… ama benim azman sikişmeye doymuyordu. Bu kez Nihal’i bırakıp tekrar Aysun’a döndüm. Onu yüzükoyun yatırıp göbeğinin altına iki tane de yastık koyarak poposunu yükseltince karaincisi bütün ihtişamıyla hizmetime girdi. Hemen eğilip misler gibi göt deliğini dilimle yumuşatıp yarağıma hazırlamaya başladım. Göt deliğinin iyice yumuşayıp kendini bıraktığından emin olduktan sonra hâlâ sikişe doymayan yarağımı muhteşem karaincisine dayayıp yavaşça kafasını içeri soktum. Azgın dul sikimi götünden çıkarmam için yalvarıyor, acıyla karışık zevk çığlıkları atıyordu. Onun çığlıklarına aldırmayıp sikimi köküne kadar götüne soktum. Gidip geldikçe deliğini kasmayı bırakıp kızışmış azgın bir kısrak gibi altımda dans etmeye başladı.
Ben Aysun’un götünü sikerken Nihal de boş durmuyordu. Arkama geçmiş popomu yalıyor, orta düzey ısırıklar atarak beni kudurtuyordu. Anladım ki daha yarağa doymamıştı esmer güzeli azgın dul. Bir yandan Aysun’un daracık götünü sikerken bir yandan elimi arkaya atıp Nihal’in kısa saçlarını yakaladım ve kendime çekip alev gibi yanan dolgun dudaklarını emmeye başladım. Sonra bacakları arasına Aysun’un sırtı gelecek şekilde önümde domaltıp onun da göt deliğini doya doya yalamaya, sikim için ideal duruma getirmeye başladım. Göt deliğine her darbe atışımda poposunu yüzüme daha çok bastırıyor, amından sızan zevk sıvılarını çeneme bulaştırıyordu. Ben de zaman zaman dilimi götünden çekip salgıladığı sıvıları kana kana yalayıp yutuyordum.
Aysun’un orgazm olduğunu artık poposunu altımda yılan gibi kıvrandırmamasından anladım ve sikimi sıkı sıkı kavrayan sıcak götünden çekip onun sırtında bana domalmış duran Nihal’in götüne dayadım. Yarağımı Nihal’in daracık ama istekli götüne yavaş yavaş sokarken Aysun gibi çıkarmam için yalvarmıyor, aksine daha da köklemem için poposunu sikime doğru bastırıyordu. Nihal’in güzel götünü Aysun’un sırtında yarım saat kadar siktikten sonra artık takatimin kalmadığını, döllerimin dışarı çıkmak için sikimin sınırlarını zorladığını hissederek kendimi orgazm olmaya şartlandırdım.
Nihal’in sıcacık ve dar götünü biraz daha siktikten sonra sikimi çıkarıp Nihal’i ve Aysun’u yan yana sırt üstü yatırarak ben de üzerlerinde ayağa kalktım. Patlamak üzere olan sikimi birkaç saniye elimle sıvazladıktan sonra yarağımın kafasını döl yağmuruyla sulanıp beslenmeyi bekleyen Aysun ve Nihal’in yüzüne doğru eğerek şiddetle boşaldım. Spermlerim sikimin ucundan öyle tazyikli ve bol çıkıyorlardı ki döllerimi azgın dulların yüzüne itfaiye hortumuyla fışkırtır gibi fışkırtıyordum… Onlar da zevkle döllerimi yalayıp yutuyor, şifalı bir iksir gibi elleriyle memelerine ve yüzlerine sürüyorlardı.
Birlikte yaşadığımız bu mükemmel hazzın ardından azgın dulların ortalarına uzanıp onları birer koluma yatırdım. Bir yandan saçlarını öpüp kokluyor, bir yandan da onları sikebilmek için baştan beri planladığım muzipliklerimi anlatıyordum. İkisinden de tek kelime tepki almayınca bu maceranın onların da çok hoşuna gittiğini anlayarak rahat bir nefes alıp rahatladım. Beni affettiklerinin en bariz ispatı da ertesi gün ikisinin de işe gitmeyip seks partimize kaldığımız yerden devam etmemizi söylemeleriydi. Ben de kabul ettim.